29 Haziran 2009 Pazartesi

İlginç Bir Özellik

Hepimiz biliriz ki Türk erkekleri dünyada yere tüküren,ağaç veya duvar köşelerine çekinmeden pervazısca tuvalet ihtiyacını gideren tek zümredir.Bu çocukluktan gelen bir alışkanalıktır ve daha sonra istem dışı olarak yada isteyerek kendini geliştirir bu konuda.Çocukken belediyenin çocuk bahçelerinde anne gözetiminde oyunlar oynardık ve mutlaka çişimiz gelirdi bu oyun sürecinde ve cırtlak bir sesle:"Annneeee çişimmm vağğğ"diye anneyi bu durumdan haberdar ederiz.Annede bizim oyun arkadaşımız olan sercanların,serkanların,ahmetlerin yada mehmetlerin annesi olan Saçmanaz hanımla muhabbete dalmıştır ki hiçbir kuvvet anneyi o hararetli dedikodu muhabbetinden koparamaz direk şu yanıt verilir anne tarafından:"oğlun şu ağacın altına tutturuver bi'şey olmaz"çocuk şimdilik utangaçtır ama tabiki bu olayın birkaç defa daha tekrarlanması sonuca çiş geldiğinde anneyede sormadan direk ağacın altında işini bitirecektir.Çocuk şöyle der:"yaaaa anne arkadaşlarım bakıyoooo"Bu durumlarda anneler nedense hiç vazgeçmeden direk şu cevabı verirler fütursuzca:"olsun oğlum bi'şey olmaz ahmette de var sende olandan bi'şey olmaz"Bu cevap üzerine çocuk kendisinden olanın ahmette de olması neden çişini ağacın altına yapması konusunda onu rahatlatacağını anlamış değilken dudak bükerek işini bitirir.Bu daha sonra alışkanlık haline gelir çünkü ağacın altına birikmiş boş sigara paketini veya cips poşetlerini çişle avlayabilmek çocuk için inanılmaz bir zevktir.Daha sonra onlu yaşlardayken tuvalet bile unutulur sokakta oynanan futbol maçı yarıda kesilmeden bahçe duvarları tuvalet rolünü seve seve üstlenir.Hatta bir zamandan sonra çocuklar ustalaşmışlardır ve:"bak ben en uzağa çıkarıyorum sen yapabiliyonmuuu?!"diyerek duvarı kirletmekte sakınca görmeden bu konuda arkadaşıyla yarışır.(ve bu yüzdendir ki halk arasında"sidik yarıştırma"deyimi oluştu)Çocuk daha sonra büyür yetişkin bir adam olunca artık yerlere klas tükürüşler yapar.Nasıl desem böyle "lop"diye tek parça halinde hiç parçalamadan o tükürük kütlesini yerle buluşturur klas bir şekilde ve bununlada gurur duyar salakça bir nedenle("vay bak ben hiç dağıtmadan tükürdüm var mı enim gibisi? diye).Böylece arada sırada sokaklarda gördüğümüz ve tiksindiğimiz tükürüklerin sahibini merak etmeden kafamızı çeviririz.

28 Haziran 2009 Pazar

Öp sana oğlum teyzenin elini!!!

Onlar değerli insanlar anneler.Onlar misafirlerine sonsuz hürmet gösterme çabasından asla vazgeçmeyen muhterem insanlar anneler.Sonsuz hürmet gösterme çabası dedim bu yazımda buna değineceğim.Malumunuz hepimiz çocuk olduk.Yeri geldi misafirliğe gittiğimizde sofra kuruldu ve yıllardır nedeni anlamış değiliz ilk oturan her zaman en büyüğün olması gerekir.Fakat her zaman biz çocuklar olarak sofraya ilk bizlerin oturma savaşından yıllardır vazgeçmedik.Bu yolda çok azarlar işittik,utandırıldık,aşağılandık annemizin "terbiyesiz"çığlıklarını her zaman sağ kulağımızdan alıp diğerinden geri teptik.Önemsemedik.Ev sahibinin yaşıtımız olan çocuklarıyla keyifli,hararetli oyunundan vazgeçmeyip çişimizi altımıza yapmayı tercih ettik.Biz çişimizi yapmaya devam ederken annemizin ellerinde belden aşağımız çıplak şekilde tuvalete yetiştirilmeye çalıştık.Tabi tuvalet sonrasında asla annenin şevkatli ellerinden tokat yemeyi ihmal etmedik.Yeri geldi ev sahibi biz olduk.Misafir teyzenin elini öpmek için odadan içeri girmesini bekleriz.Ama annenin ev sahibi refleksleri uslu durmaz ve annemizin ağzından duymak istediğimiz en son cümle gelir ardından:"Oğlum öp sana Naciye Teyzenin elini!"Bizde mahçup durumda anneye karşılık vermeyi unutmayız:"Tamam anne öpicem zatennn."Nedense bu tür durumlarda Naciye Teyzeler ellerinin öpülmesini yeterli bulmaz illaki ıslata ıslata "cap cup copur capır"sesleriyle yanaklarımızı dudaklarından içeri vakumlarlar.Hemen odayı terketip yanakları tiksintiyle silmek tek çözüm yoludur bu durumun.Ama bu durumdan muzdarip çocuklar olarak bizler yetişkin bir insan olduktan sonra bu anneden kalıtsal olarak bize de geçen bu refleksleri miras biçiminde devam ettiririz.Tabiki Türk toplumunu Türk toplumu yapan bu sonsuz hürmet anlayışıdır.Her ne kadar çocuklarımız isyan etsede...Her şeye rağmen misafirimizin ellerini öpmek için odadan içeri girmesi beklemiyoruz...

27 Haziran 2009 Cumartesi

Aqlını Bhasından Ayrma Turk Genchı!

Eyy dejenerasyona uğramış yeni jenerasyon üyeleri!Halkımızın tek umudu genç beyinler...Atatürk dünyanın en güzel dili olan Türkçeyi bize onu en iyi şekilde kullanmamız için bıraktı.Fakat gördüğüm odur ki artık dilimize "q-x"gibi yabancı harflerde bulaşmış ki;artık"yhoq,ok,qeldim"daha bir sürü örneği olan saçma sapan uydurma kelime bozuntuları güzelim Türkçeyi kemirmekte.Henüz ana dilini bile doğru düzgün konuşamayan genç nesil Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceği için teminat olamaz.Aklımızı başımızdan ayırmamak dileğiyle bir daha bu tür yazı yazdırmamak üzere...